Yağmurla Gelen

Yağmur yağmasaydı temizlenir miydi acaba bu şehir, arınır mıydı
günahlarından? Bir Hristiyan gibi olmasa da abdest alamaz mıydı bu
kadar zamanda? Terk edemez miydi yalanlarını bir süreliğine, sanki az sonra
namaz kılacak gibi ya da herhangi bir ibadete başlayacakmış gibi?
Neden
sessiz olur bu şehrin yağmurları bilir misiniz? O abdest alırken herkes
kendi günahlarını düşünür. "Acaba
kurtuldum mu ben de vicdan azaplarımdan ya da yaptıklarımın ağırlığından?" diye
sorguya çeker kendini. Herkesi bir “susma” alır götürür. Kendiyle hesaplaşmayı sevmez insan ama arkasından gelen, sanki elli kiloluk çimento torbasından kurtulmuşçasına rahatlama... Acaba yağmurlar, bu
sebepten mi seviliyor çünkü sevilecek bir şeyi yok; ıslatıyor adamı.
Anıların geçit töreni ve arkasından tüm ağırlıklardan soyunuverişimiz. Yağmur rahmettir tabi ki, ama kaçımız çiftçiyiz
ya da hangimiz yediğimizin susuz yetişmeyeceğini bilerek düşünen?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder