27 Haziran 2013 Perşembe

Yağmurla Gelen


Yağmur yağmasaydı temizlenir miydi acaba bu şehir, arınır mıydı günahlarından? Bir Hristiyan gibi olmasa da abdest alamaz mıydı bu kadar zamanda? Terk edemez miydi yalanlarını bir süreliğine, sanki az sonra namaz kılacak gibi ya da herhangi bir ibadete başlayacakmış gibi? 
Neden sessiz olur bu şehrin yağmurları bilir misiniz? O abdest alırken herkes kendi günahlarını düşünür. "Acaba kurtuldum mu ben de vicdan azaplarımdan ya da yaptıklarımın ağırlığından?" diye sorguya çeker kendini. Herkesi bir “susma” alır götürür. Kendiyle hesaplaşmayı sevmez insan ama arkasından gelen, sanki elli kiloluk çimento torbasından kurtulmuşçasına rahatlama... Acaba yağmurlar, bu sebepten mi seviliyor çünkü sevilecek bir şeyi yok; ıslatıyor adamı. Anıların geçit töreni ve arkasından tüm ağırlıklardan soyunuverişimiz. Yağmur rahmettir tabi ki, ama kaçımız çiftçiyiz ya da hangimiz yediğimizin susuz yetişmeyeceğini bilerek düşünen?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder