Uzun zamandır yapmayı planladığım bir şeydi bu günlük
yazmak. Malum durumlardan başım ağrımasın diye bırak yazmayı herhangi bir hazır
materyali bile paylaşamıyorum.
Dün gece dedim ki kendime:
-
Ulan sanki kim okuyor yazdıklarını?
Yavaş yavaş gireyim şu yazma işlerine, zamanla hızlanırım. Bu
sayede ileride lazım olur diye öğrendiğim hızlı klavye de bir işe yaramış olur
hem. Bir taşla kuş katliamı J
O zaman ilk konu da “hayatta güzel şeyleri ertelememe”
olsun.
Ben her konuda bir gıdım yeteneği olan bir kardeşinizim. Hepsine
biraz da olsa el attım. İmkanımız var değerlendiriyoruz çok şükür. Her el attığım
işi de yarım bırakmış bir insanım ama onu da belirteyim. Aklıma gelen iki şeyde
sonuna kadar gittim ve onun da ekmeğini yedim ve hala da yiyorum. Aklımda da
bir soru oluşuyor ama: acaba diğer işlerde de sebat etseydim onlarda da
başarılı olabilir miydim?
Play store’da gezerken “tide” diye bir program buldum. Program
yaklaşık 1 ay telefonda, sadece yer işgal etti fakat bir şeyler sileyim diye
uygulamaları gezerken programı yeniden görünce bakayım şuna bir hele
dedim. İçinde uyumayla ilgili bir bölüm
buldum. Yalnız saatin dört olduğunu belirtmem gerekiyor. Buna uykuyu başlat
dedim ve kocaman yazan 8 ibaresini görmemişim. Değişik sözsüz bir müzik
çalıyor. Aklıma bir sürü şey doluştu uyuyana kadar. Nasıl uyuduğumu da
bilmiyorum ama ertesi gün 4 saatlik uykuyla zımba gibi kalktım. Aklıma gelenler
de sanki taş tablete çivi yazısı; onlardan bahsetmek istiyorum size.
Bir sürü para verip hevesle alıp telinin de kopmasını bahane
edip bir köşede tozlanmaya terk ettiğim gitarım geldi aklıma. Geçenlerde sosyal
medyada kolları olmayıp ayaklarıyla çalan birisini görmüştüm. Nasıl utandığımı
bir ben bilirim. İçim geçmek üzere ama aklıma ertesi gün gitar teli almayı
yerleştirdim. Fiyatı da 35 liraymış, ertelediğime değmedi. Bağlamak için
videosunu da izledim, atla deve değil yapabilirim.
6 ay önce başladığım ve başarıyla bitirdiğim işaret dili
kursu geldi aklıma. Videolarını telefona kaydetmiştik. Genellikle karı kız
bulayım diye takılınan bir yer olmasına rağmen isteyerek sırf kendime artı
değer katarım diye gittiğim bir kurstu. Kaydettiğim derslerini tekrar izleyerek
iyice öğrenmeyi planlıyorum. Biliyorum ve size de söylüyorum ki siz de bilin,
iş dünyasında vazgeçilmez olmak istiyorsanız kendinize yatırım yapmalısınız. Öyle
özelliklerle dolu olun ki toplumun büyük bir kesimini arkanıza alın. Sizden vazgeçmeye
karar verenler tüm artı değerinizin işine yaramadığından emin olsun. Ha kıymet
bilmez birine denk gelirseniz yine de vazgeçilirsiniz ama bu, o adamın sizi
başka herhangi bir durumda da kapının önüne koyacağı gerçeğini değiştirmez. İş hayatınızda
yaptıklarınız size taltif olarak dönmüyor, yaptığınız işler bir şekilde
eleştiriliyorsa durmayın orada zaten. Sizin orada olma amacınız işletmeye fayda
sağlamak. Sermayedarın keyfini tatmin için orada dursaydınız oranın adı kerhane
olurdu. Neyse konu dağıldı J
Hoş; İngilizceyle alakalı da yıllardır aynı planları
yapıyorum. Birazcık üstüne düşsem rahatlıkla mülakat geçecek kadar ilerlerim
ama üşengeçlik işte. Gece bu da aklıma geldi. İngilizceyle o kadar uğraşıyorum
ki biraz ilerletme amacı taşımadığımdan yerinde sayıyor. Ama tam ayarını nasıl
denk getirdiysem ne unutuyorum ne de ilerliyor. Onun da içinden geçmem
gerekiyor. Seviyemi ilerletebilsem sonrasında o seviyeyi aşağı düşürmem
alimallah.
Öğretmenliğe ek 2 sene de adalet okudum belki avukat olmak
için çabalayacak cesareti kendimde bulurum bir gün diye. O da beklemede kaldı. Öğrendiklerimi
unuttum sayılır. İnternette videoları var, tıklamamı bekliyor. Boş zamanım da
hazır varken açıp arayı kapatayım. En kötü ihtimal hukuki terimler öğrenmiş
olurum.
Yazı yazmaya karar verdiğimde ilk kuralım yazının uzun
olmamasıydı. Olur da biri okuyacak olursa sıkmayayım şimdi.
Hülasa velkelam hayatınızı maraton gibi devam ettirmeyin; sürekli
koşamaz insan. Arada durun ve bulunduğunuz yere bakın. Başladığınız yerle
mukayese edin. Gelmek istediğiniz yere yaklaştınız mı; kalmak istediğiniz yerde
misiniz yoksa? Seçenekleri değerlendirip yolunuza devam etmeden önce şöyle bir
soluklanmayı da unutmayın. Rotanızı, hızınızı, menzilinizi değiştirin. Değiştirmeyeceğiniz
tek şey dinlenmek ve durumuzu kontrol etmek. Eşyanın tabiatı değişimi istemez. Duruyorsa
gitmek, gidiyorsa da durmak istemez. İşte sizin yapacağınız kontrol bunun
olmamasını sağlayacak. Zira fazla durursanız da teriniz soğur. Yeniden harekete
geçmek için gereken enerjiyi bir daha bulamayabilirsiniz.