27 Haziran 2013 Perşembe

Bilmezler, biliyorum.


Her hayal kırıklığı sonrası yazasım gelir ama düşünüyorum da hayal kırıklarının müsebbipleri değiyor mudur acaba bu emeğe? Onlar arkalarında parçalanmış umutlar bırakırken acaba birazcık eziliyor mudur yürecikleri. Yürecikleri diyorum çünkü bu insanların küçük yürekleri vardır: Sadece kendi yaşamlarının devamını sağlayacak kadar atar, başkası için atamayacak kadar aciz…
Acaba hiç karşılık beklemeden bir şey yapmışlar mıdır? Gülümsemişler midir bir insanın yüzüne daha önce hiç görmedikleri ve bundan sonra da görmeyecekleri halde. Gerçi gülümsemek bile çıkar hesabı yapanların maskesi olmuş zamanımızda. Peki, “Gerçek” insanların takınacakları bir ifade, bir tavır yok mudur yapılmayan ve kapılmayan? Gerçek duyguları olan, “olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan”; kısaca “insan aroması” değil, adamın hası olanlar nasıl tanıyacak birbirini?
Neden yaparlar ki böyle; sanki hayal kırıklığına uğramayacaklar kendileri? Acaba kendi yaşantılarının öcünü mü alıyorlar yoksa sırf zevk olsun diye mi yapıyorlar? Neden neden diye soruyorum ama acaba kendileri biliyorlar mı bunu yapmalarının nedenlerini?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder