11 Şubat 2013 Pazartesi

Sevmek ya da Sevmemek, İşte Bütün Mesele Bu


Sevmek, onun için ölmek değil; daha bir iştahla yaşamak ve hayattan aldığımız tadı arttırmaya çalışmaktır. Oranı buranı kesmek, sülük gibi yapışıp tehditle karışık “ Ya benimsin ya toprağın!” demek de değildir. Yeri geldiğinde sadece o daha mutlu olabilecek diye çekip gitmektir. Bakışlarından etkilenip geri döner ve tekrar seni terk ederken aynı acıyı yaşar belki diye ona zarar vermemek için yüzüne bile bakmamaktır bazen. Sevmek paylaşmaktır, bir nev’i duygu transferi. Zamanını onunla geçirmek ve senden ayrı olduğu zamanlardaki “ İyi mi acaba?” endişesinden öç almaktır. Bir “drama” şeklinde yaşadığınız ayrı hayatları, bir “romantik komedi”de birleştirme çabasıdır aslında. Korkularının birçoğunu dizginleyip, onun korkmamasını sağlamak için sarılmaktır anlayana. Daha önce yenik ayrıldığın savaşları unutup yeni bir kavga için kolları sıvamaktır. Tüm zorluklara rağmen hayata gülümseyerek bakmak, gelen her felakette bir hikmet aramayı öğrenmektir.
Üzüleceğin zamanlar olacaktır elbette, bunları atlatmanın en iyi yolunun onun bakışlarına sığınmak olduğunu fark edeceksin.  Bakışları damarlarında bir genişleme ve kalbinde bir hızlanmaya sebep olacaktır, korkmayasın. Sana söylediği her sözde bir ima aramaya kalkmamalısın. Seni sevdiğine itimadın tamsa, söylediği sözler kötü bir yere gitmek için söylenmemiştir kesinlikle. Amacı “aşk” olan bir cümle ne kadar yanlış olabilir ki zaten. Ona güven ve bunu belli et her fırsatta: sözlerinle, bakışlarınla ve hareketlerinle… Kadınlar asla tek yoldan gönderilen iletiyle yetinmezler çünkü. Ona, yeni doğmuş bir bebeği severmiş gibi dokun. Onu incitmeyeceğinin kanıtıdır bu. Asla onurunu kırıcı sözler söyleme ve yaptığı şeyleri eleştiriyorsan bile olumlu bir dille eleştir çünkü kadınlar yetersizlik duygusuyla başa çıkamazlar çoğu zaman. Ne kadar iltifat edersen et doymazlar ama abartıya kaçtığını da hemen anlarlar; gerçekçi olman gerekiyor. Yapmasını istemediği bir şey için onu zorlama; albeni katamıyorsan yapmanızı istediğin şeye, ısrar etmen seni küçük düşürür, istediğini yapmana yardımcı olmaz. Elinden gelenin en iyisini yap çünkü geleceğini senin üzerine kuruyorsa başarılı olman ilişkinize olan güvenini arttıracaktır. Eğer bunlara rağmen hala birlikteliğinizde mutluluğa ulaşamadıysan, söylediklerimin hepsini unut ve aşağıda yazacaklarımı yapmaya koyul. Korkarım ki sen “standart” bir kızla birliktesin.
Ona verdiğin değeri fazla gösterme ve her yaptığını eleştir. Arada bir laf sok ki senin ondan zeki olduğunu fark edip sana hayranlık beslesin. Seni yanlış anlayacağını düşünme;  her isteğini, bu istekler çok açık saçık da olsa, ona söylemekten çekinme. Kendinin arzulandığı fikri onu sana daha da yaklaştıracaktır. Yersiz kıskançlıklarla onu sıkıştır. Her öküzün altında bir buzağı ara ki onu çok sevdiğin illüzyonuna kapılsın. Arada onunla ilgili hayallerinden bahset, sonra onu dahil etmediğin bir hayalini anlat ki sendeki yerinden asla emin olamasın. Etrafına boncuk dağıtmayı da ihmal etme. Her kıza kuyruk salla, etrafındaki kızları kıskanarak sevgisi artsın ki aslında bu bir kaybetme korkusudur, o bunu bilmiyor. Yapabilirsen sana tavsiyem, en yakın arkadaşlarına yavşa ki devamlı olarak kıskanabileceği birileri olsun etrafında. Arada bir anlattıklarını dinle, arada onu seviyormuş gibi yap ve çok fazla ilgi göster. Ertesi gün hiç arama, merak etsin seni. Telefonunu bile kapat ki “Başka kızların yanında mı acaba?” düşüncesi, onu yiyip bitirsin. Altın kural: Hep iste, arada bir ver. Biraz fazla mutlu olsa hemen yaşamla olan savaşı monotonlaşacaktır çünkü o zoru seviyor. Seni kazanmak belki de hayatındaki ilk ve son savaş olacak. Savaş görmemiş biri için çok görme bunu ona. Heyecan arıyor ve bir şeyleri kazanmak için çabalamak istiyor. Yerli yersiz entrikalar onun hoşuna gidiyor işte. Dizilerde görmeye alışık olduğu sahneleri yaşamak istiyor besbelli, yaşat bunu ona. Aldat onu, hatta başka birini daha al hayatına ama sakın bunu ona sensiz olamayacağını anlamadan belli etme! Başka biri olduğu zaman hayatında değerin bir kat daha artacaktır çünkü emsali var artık, savaşması gerekiyor eğer seni gerçekten istiyorsa. Savaşıyor diye ona acımayasın sakın; acırsan, acınacak duruma düşersin.
Başlangıçta kocaman ve görkemli bir çınar misali yükselsin diye atılan aşk tohumu entrikalarla nasıl da kirletildi. Her şeye kadir olması gereken, tüm zorlukların üstesinden gelmenizi sağlayacak o mukaddes hisler nasıl da kişisel hırslarımızın ve küçükken yeterince oynayamadığımız oyunların kurbanı oldu, yazık! Kocaman insanlardık halbuki ve her şeyi nasıl da iyi biliyorduk. Buna rağmen yenildik ve hiç gerek yokken mutlu olma ihtimallerimizi yok saydık. Bütün bunların farkında olup da nasıl düşebildik bu tuzağa söylesenize bana. Görmediğimiz o kadar çok şeye inandık da aşkı niye ıskaladık. Sadece biraz inanç ve sabır gerekiyor mutlu olmak için, bunu mu anlayamadık?  
Bildiğin en güzel şarkıları dinlemiş ya da en güzel şekilde söylemiş olman önemsiz artık onun için. Yaşadığınız ilkler tarihin karanlık taş koridorlarında sonsuza kadar yankılanan ışık oyunları sadece bundan sonra. Yazdığın ve kurduğun onca güzel cümle sanki söylenmemişçesine, o kıpırtılar hiç olmamışçasına tüm yaşananlar ve hissedilenler bir yalandan ibaretmiş gibi bahsi bile açılmıyor, utanılırcasına. Kısacık tarihinizin kitaplarda yer alma ihtimali kalmadı artık. Kapat ışığı ve uyu artık sen de ya da yüzünü yıka ve uyan gerçeklere!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder