Sevmek, onun için ölmek değil; daha bir iştahla yaşamak ve
hayattan aldığımız tadı arttırmaya çalışmaktır. Oranı buranı kesmek, sülük gibi
yapışıp tehditle karışık “ Ya benimsin ya toprağın!” demek de değildir. Yeri
geldiğinde sadece o daha mutlu olabilecek diye çekip gitmektir. Bakışlarından
etkilenip geri döner ve tekrar seni terk ederken aynı acıyı yaşar belki diye
ona zarar vermemek için yüzüne bile bakmamaktır bazen. Sevmek paylaşmaktır, bir
nev’i duygu transferi. Zamanını onunla geçirmek ve senden ayrı olduğu
zamanlardaki “ İyi mi acaba?” endişesinden öç almaktır. Bir “drama” şeklinde
yaşadığınız ayrı hayatları, bir “romantik komedi”de birleştirme çabasıdır
aslında. Korkularının birçoğunu dizginleyip, onun korkmamasını sağlamak için
sarılmaktır anlayana. Daha önce yenik ayrıldığın savaşları unutup yeni bir
kavga için kolları sıvamaktır. Tüm zorluklara rağmen hayata gülümseyerek
bakmak, gelen her felakette bir hikmet aramayı öğrenmektir.
Üzüleceğin zamanlar olacaktır elbette, bunları atlatmanın en
iyi yolunun onun bakışlarına sığınmak olduğunu fark edeceksin. Bakışları damarlarında bir genişleme ve
kalbinde bir hızlanmaya sebep olacaktır, korkmayasın. Sana söylediği her sözde
bir ima aramaya kalkmamalısın. Seni sevdiğine itimadın tamsa, söylediği sözler
kötü bir yere gitmek için söylenmemiştir kesinlikle. Amacı “aşk” olan bir cümle
ne kadar yanlış olabilir ki zaten. Ona güven ve bunu belli et her fırsatta:
sözlerinle, bakışlarınla ve hareketlerinle… Kadınlar asla tek yoldan gönderilen
iletiyle yetinmezler çünkü. Ona, yeni doğmuş bir bebeği severmiş gibi dokun. Onu
incitmeyeceğinin kanıtıdır bu. Asla onurunu kırıcı sözler söyleme ve yaptığı
şeyleri eleştiriyorsan bile olumlu bir dille eleştir çünkü kadınlar yetersizlik
duygusuyla başa çıkamazlar çoğu zaman. Ne kadar iltifat edersen et doymazlar
ama abartıya kaçtığını da hemen anlarlar; gerçekçi olman gerekiyor. Yapmasını
istemediği bir şey için onu zorlama; albeni katamıyorsan yapmanızı istediğin
şeye, ısrar etmen seni küçük düşürür, istediğini yapmana yardımcı olmaz. Elinden
gelenin en iyisini yap çünkü geleceğini senin üzerine kuruyorsa başarılı olman
ilişkinize olan güvenini arttıracaktır. Eğer bunlara rağmen hala birlikteliğinizde
mutluluğa ulaşamadıysan, söylediklerimin hepsini unut ve aşağıda yazacaklarımı
yapmaya koyul. Korkarım ki sen “standart” bir kızla birliktesin.
Ona verdiğin değeri fazla gösterme ve her yaptığını eleştir.
Arada bir laf sok ki senin ondan zeki olduğunu fark edip sana hayranlık
beslesin. Seni yanlış anlayacağını düşünme; her isteğini, bu istekler çok açık saçık da
olsa, ona söylemekten çekinme. Kendinin arzulandığı fikri onu sana daha da
yaklaştıracaktır. Yersiz kıskançlıklarla onu sıkıştır. Her öküzün altında bir
buzağı ara ki onu çok sevdiğin illüzyonuna kapılsın. Arada onunla ilgili
hayallerinden bahset, sonra onu dahil etmediğin bir hayalini anlat ki sendeki
yerinden asla emin olamasın. Etrafına boncuk dağıtmayı da ihmal etme. Her kıza
kuyruk salla, etrafındaki kızları kıskanarak sevgisi artsın ki aslında bu bir
kaybetme korkusudur, o bunu bilmiyor. Yapabilirsen sana tavsiyem, en yakın
arkadaşlarına yavşa ki devamlı olarak kıskanabileceği birileri olsun etrafında.
Arada bir anlattıklarını dinle, arada onu seviyormuş gibi yap ve çok fazla ilgi
göster. Ertesi gün hiç arama, merak etsin seni. Telefonunu bile kapat ki “Başka
kızların yanında mı acaba?” düşüncesi, onu yiyip bitirsin. Altın kural: Hep
iste, arada bir ver. Biraz fazla mutlu olsa hemen yaşamla olan savaşı
monotonlaşacaktır çünkü o zoru seviyor. Seni kazanmak belki de hayatındaki ilk
ve son savaş olacak. Savaş görmemiş biri için çok görme bunu ona. Heyecan
arıyor ve bir şeyleri kazanmak için çabalamak istiyor. Yerli yersiz entrikalar
onun hoşuna gidiyor işte. Dizilerde görmeye alışık olduğu sahneleri yaşamak
istiyor besbelli, yaşat bunu ona. Aldat onu, hatta başka birini daha al
hayatına ama sakın bunu ona sensiz olamayacağını anlamadan belli etme! Başka
biri olduğu zaman hayatında değerin bir kat daha artacaktır çünkü emsali var
artık, savaşması gerekiyor eğer seni gerçekten istiyorsa. Savaşıyor diye ona
acımayasın sakın; acırsan, acınacak duruma düşersin.
Başlangıçta kocaman ve görkemli bir çınar misali yükselsin
diye atılan aşk tohumu entrikalarla nasıl da kirletildi. Her şeye kadir olması
gereken, tüm zorlukların üstesinden gelmenizi sağlayacak o mukaddes hisler
nasıl da kişisel hırslarımızın ve küçükken yeterince oynayamadığımız oyunların
kurbanı oldu, yazık! Kocaman insanlardık halbuki ve her şeyi nasıl da iyi
biliyorduk. Buna rağmen yenildik ve hiç gerek yokken mutlu olma ihtimallerimizi
yok saydık. Bütün bunların farkında olup da nasıl düşebildik bu tuzağa
söylesenize bana. Görmediğimiz o kadar çok şeye inandık da aşkı niye ıskaladık.
Sadece biraz inanç ve sabır gerekiyor mutlu olmak için, bunu mu anlayamadık?
Bildiğin en güzel şarkıları dinlemiş ya da en güzel şekilde
söylemiş olman önemsiz artık onun için. Yaşadığınız ilkler tarihin karanlık taş
koridorlarında sonsuza kadar yankılanan ışık oyunları sadece bundan sonra.
Yazdığın ve kurduğun onca güzel cümle sanki söylenmemişçesine, o kıpırtılar hiç
olmamışçasına tüm yaşananlar ve hissedilenler bir yalandan ibaretmiş gibi bahsi
bile açılmıyor, utanılırcasına. Kısacık tarihinizin kitaplarda yer alma
ihtimali kalmadı artık. Kapat ışığı ve uyu artık sen de ya da yüzünü yıka ve
uyan gerçeklere!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder