Neden uzaklaşır insanlar sizden
bilir misiniz? Aileniz bile neden zamanla sizden uzaklaşır? Hayatın zamanla
sizi yıpratarak çirkinleştirmesi mi, yoksa kalbinizin eskiyen günlerle
sertleşerek dilinize yansıması mı uzaklaştırır?
Toplumun size biçtiği rollere
geçme yaşınız geçtiği zaman, beklentileri karşılayamamaya başlarsınız. Babanız
ev bütçesine katkıda bulunmanızı ister ama sizin işiniz bile yoktur. İşiniz
olsa diyecek söz bulamayacak, hatta konuşacak zamanınız bile kalmayacaktır.
Evden de atamaz çünkü bizim toplumumuzda kovma yoktur; gitmesi için buğuz etme
vardır. Git diyemediği için de sizden istediklerini en mükemmel şekilde
yapmanızı bekler, en azından işlerimi görsün ister. Mükemmelin hali hazırda bir
sınırı olmadığından da bir türlü tatmin olmaz. Anneler de zamanla kendileri de
ezildiği halde, kurtulmanın yolunun babanın tarafını tutmak olduğunu
anlamışlardır zamanla ve sizi o da sıkıştırmaya başlar. Bu konuda kız çocukları
biraz daha şanslıdır. Onlar koca bulduğu takdirde bu kafa şişirme daha
sıkıntısız geçer. Evde kendini oraya ait gibi hissetmeyen genç erkek zamanla
koptuğu ailesiyle daha az samimi olmaya, onlarla daha az vakit geçirmeye
başlar. Tabi bu da ailesi tarafından hoş karşılanmaz. Sanki onlar dışlamamış
gibi bir de gönül koyarlar. Genç iki arada bir derede; geleceğiyle ilgili
çalışmalar mı yapsın yoksa ailesinin harçlık vermemesiyle bozulan maddi
durumunu mu düşünsün, bilemez hale gelir. Bunalımlardan bir türlü çıkamaz.
Kimse onu anlamaz ama yine de eleştirmekten geri durmazlar. Genç
arkadaşlarından bazılarının durumuna bakar: aileleri onlara harçlık konusunda
bonkördürler ve onun ailesi kadar şey de istememektedirler. Bu onu da bir
bunalım sebebi sayar ki öyledir de.
Cebinde parası olmayan insan
etrafına bakarken bile kendinden emin değildir. Çünkü günümüzün “temizleyicisi”
paradır. Paranın üstesinden gelemeyeceği hiçbir dert yoktur. Bu çok önemli
materyalin yokluğu en büyük dertlerden olması da normal karşılanmalıdır. Bir
yere oturup bir şeyler içsen para, arkadaşlarının yanında herhangi bir acil
durumda lazım olacak ilk şey para… Zamanla parasızlığı yüzünden arkadaşlarının
da yanına gitmemeye başlar. Çünkü yanlarına oturmanı isteseler bile devamlı
senin masrafını da çekmez kimse. Ismarlasalar bile zamanla başına
kakmayacaklarının garantisi yoktur. Onlarla da iletişimin bozulunca derdini
anlatacak kimsen kalmamıştır. Zaten günümüzde insanlar çoğu zaman bir şeyleri
yapıyormuş gibi görünmek için yapmaktadırlar. Derdinizi gönülden dileyecek ve
derdinizle dertlenecek insan bulmak imkansız hale gelmiştir. Herkes her şeyi
bilir, her şey hakkında konuşabilir ama sizi eleştirmek için kullanırlar bu
yeteneklerini(!). Hiçbir arkadaşınız bir derdinize çare olmaz, hiçbir konuda
size yardımcı olmaz ve üstüne üstlük eleştirirler. Kimsenin seni anlamadığını
düşünmeye, derdini kimseyle paylaşmamaya başlarsın. Halbuki sen öyle misin?
Onlar derdini anlattığı zaman üzülüp, bir çare aramıştın. Belki onlardan bile
fazla düşünmüştün.
Yalnızsın artık; tüm dertler senin
sadece. İnsanlar sadece seni eleştiriyor ve ayıplıyor. Umurlarında da değilsin
aslında, neden öyleymiş gibi davranıyorlar? Sanki senin bir şey olup olmaman
onları mutlu edecek? Sen bir şey yapmaya çalıştıkça onlar yine beğenmeyecek ve
eleştirecekler acımasızca. Kendi çocuklarını senle kıyaslayacak; onlarda
olmayanlar için çocuklarını suçlayacak, sende olmayanlar için de seni
ayıplayacaklar. Yaptıklarını değil hep yapmadıklarını görecekler. Yaptıkların
için sana teşekkür edecekleri ya da seni tebrik edecekleri yerde yapmadıkların
yüzünden seni kınayacaklar. Sağda solda dedikodunu yapacaklar. Bunu en
yakınların bile yapacak: amcan, dayın, halan, teyzen, deden, ninen… Bunlar sana
garip gelmesin; annen, baban bile senden razı değilken insanların tatmin
olmasını nasıl beklersin ki!
İstersen dünyayı değiştir,
karşındaki insanın istediği şekilde değiştirmemişsen yine eleştirilirsin.
Kendilerinin ömürleri boyunca dünyayı değiştirmeyi denememiş olması önemli
değil. Onlar hiçbir şey olsa da eleştirmeye dilleri döndüğü sürece seni rahat
bırakmayacaklar. Seni sevenler bile senden olamadıkları şeyleri olmanı
bekleyecekler. Senin için planladıkları hayat seni mutlu etmek zorunda! “Hem
herkes sevdiği işi mi yapıyor. Herkes mecburiyetten bulunduğu yerde kalmayı
tercih ediyor. Hayat zor ve sen bunu bilmiyorsun. Bekara avrat boşamak kolay,
senin beğenmediğin işleri havada kapacak nice insan var, sen iş beğenmiyorsun.
Çalışsan bile bir faydasını mı gördük? Kendin kazanıp kendin yedin: Eve bir şey
mi getirdin?” Tanıdık gelmedi mi bu cümleler size? Duymadıysanız bile her an
duyma ihtimaliniz var. Ben sanki istemiyorum artık hayatım düzene girsin,
evlenip çoluk çocuğa karışayım. Herkes beni benden daha çok düşünüyor(!). ben
mutluyum zaten ömrümün en verimli döneminde hayata daha başlayamamış olmaktan.
Arkadaşlarım iş güç kurup, hayatlarına başlamışken ben başlangıç çizgisinde
oturmaktan gocunmuyorum. Kardeşim bile evlenecek, benim kız arkadaşım bile yok!
Uzun süre düşündüm ve şunu fark
ettim: insan hayat oyununu oynamayı iyi bilecek. Gerektiğinde annesine babasına
bile dürüst olmayacak. Çünkü onlar da senin açıklarından faydalanıyorlar.
Herkese duymak istediklerini verecek, siyaseti hayatından uzak tutmayacaksın.
Gerekirse sadece baban istediği için salak arkadaşlarının yanında oturacak,
sadece annen istiyor diye babanın karşısında susacaksın. Dürüst olmayı
düşünürsen eğer bunu zengin olduğun bir zamana ertelemelisin. Günümüzde kimse
zengin birinin eleştirisine karşı çıkmıyor, ağzına sıçsa sesini çıkartmıyor
yeri geldiğinde. Çünkü herkes beklentisi olanlardan bir şeyler bekliyor. Zengin
adama senin ne yararın dokunacak ki senden çekinsin. Herkes dürüsttür ama bütün
bunlar cereyan ederken. Kimse içinde dolaşan tilkiyi göstermez.
Bir şey yapmak istiyorsanız eğer
kimseye kulak asmayın, canınız nasıl davranmak istiyorsa öyle davranın. Sadece
duymak istediklerinizi duyun, geri kalanlara kulağınızı tıkayın. Kimseyi
önemsemeyin; o an neyi gerektiriyorsa öyle davranın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder