Bir taraftan bir taraf itiş kakış ilerlerken kendimi hiç de
iyi hissetmiyordum. Buraya hakkımı aramaya ve avazım çıktığı kadar bağırarak
özgür olduğumu bir anlık olsun hissedecektim. Size söylenen her şeyi kabul
etmek zorunda olduğunuz; mesela
ilkokulda gidilen resmi bayramlardaki geçit törenlerinde kendinizi koyun
gibi hissettiğiniz olmuştur. Bugün yürürken aynı hissi yeniden yaşadım. Bu
insanlar koyun olmadıklarını iddia ediyorlardı göğüslerini gererek ama en fazla
farklı yöne giden bir koyun sürüsüydüler farkında olmadan. Ne bir konuşma
yapıldı ne de bu gösterilerin amacının ne olduğu konusunda halk
bilgilendirildi. Varsa yoksa slogan, gürültü; hep de aynı laflar. Çevremizde
nereye gideceğimizi söyleyen elinde megafon olan zatlar( çobanlar) vardı
sadece. Eminim içlerinde neden orada olduğumuzu bilmeyenler bile vardı. Sadece
farklı görünmeye çabalayanlar için gibiydi gösteri. Duygulanmadım hiç,
bağıramadım bile. İçimde bir ses bir şeylerin yanlış yapıldığını söylüyordu. Toplumun
orta kesimi orada değildi. Eğer bu ezilen bedenlerin ve kandırılan beyinlerin
başkaldırısı ise, bu insanlar gerçekten orada olması gereken insanlar değildi.
Demokrasinin bir gereği olan “gösteri yapma” hakkını kullanıyorlardı ama en
azından oradakilerin amacı tam olarak o değildi. İşin ruhuna aykırı olan buydu.
Her kafadan ayrı bir ses çıkması bir yana samimiyet eksikti. Göz görmese de
kalp hissederdi bunu. Sadece ben; sağa sola saldırmaya başlayan, enerjisini
akıtacak başka mecra bulamamış, hak aramayı bilmeyen çünkü haksızlığa uğramamış
bir iki tane genci sakinleştirdim. Kimse provake etmeden bu kadar tetikte
olanlar için bir tane provakatör yeterdi ama çok şükür öyle birisi çıkmadı ve
gösteri başladığı gibi tadında devam etti.
Hazır başlamışken değinmeden geçmeyeyim: Polis de emekçi ve orta tabakanın insanıdır. Dağıtmaya çalıştığı halk kendi arkadaşları bile olsa verilen emirleri uygulamakla yükümlüdür. Kalben sizi desteklese bile belki de bildiği tek şeyi yapmaya devam edebilmek için emirleri yerine getirmek zorundadırlar. Aşırı güç kullananlarında celallenerek polise saldıran kişilere karşı sabredemeyen polis kardeşlerimizin yaptığını düşünüyorum. “simit sat ama onurunla yaşa” tarzı laflar edenleri şiddetle kınıyorum. Yeri geldiğinde hayat kadınlarını bile yaptığı işi önemsemeyerek destekleyenlerin bu tarz laflar etmelerini bencillik olarak yorumluyorum.
Yapılan gösteriler uzun zamandır uyuyan bir toplumun aslında
bir gözünün açık beklediğini göstermiştir. Bunun daha önce olması gerekse de “geç
olması hiç olmamasından iyidir.” Memnuniyetimizi dile getirmeliyiz. Medyanın
suskunluğu, ekmek veren eli ısırmama ahlakıdır, hoş görmek gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder